Aslında öyle çok kızdım ki ...
Kelimeleri toparlayıp haykırmakta bile zorlanıyorum şu an.
İnsan bir yabancıya çok kızabilir belki ve gerekirse silebilir de, hatta tercih edilir bir durum olmasa da gerekirse hakaret bile edebilir.
Doğru ve meşru bulduğumdan değil, belki de sadece doğal bulduğumdan.
Ama insanın kızdığı, hatta laflarıyla deliye döndüğü ve o an karşısında bulsa bir kaşık suda boğacağı yakınlarından biri olunca pek de böyle yapamıyor işte.
Biliyorum çok soyut bu sözlerim ve ne olduğunu ilk defa çok net anlayamıyorsunuz.
Farkındayım, tamamen iç dökmek için kullanıyorum bu yazıyı. Ama yazmak yüreğin pervasızca akmasıdır bazen. Ben hep buna inandım, şiiriyetim varsa eğer tamamen buradan gelir.
Niye bu kadar bozuldum gene diye soracak olursanız... Çocukluğuna, kadir kıymet bilmezliğine mi vermeli acaba ? Yoksa ne olduğunu bilmeden "ben oldum" deyip ortaya çıkmasına mı ?
Yok işte bunun bir izah tarzı,en iyisi olanı biteni ve belki de yaşanmışları yok saymak.
Nasılsa yok sayıyor birileri ...
Yaşanan bir sevdanın tarihe not ettiği anları ölümsüzleştirmek için buradayım ben. Kelebeğin rüyası gibi... Gerçek ama uçarı,yok olup gidecekmiş gibi... Ama burada işte,tam da kalbimde !
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ETİKETLER
Ankara
(2)
Askeri Müze
(1)
Avrupa Ağacı
(1)
aşk
(1)
Baskın Oran
(1)
cheshire cat
(1)
closing address
(1)
doğumgünü
(1)
Ela Kurt
(2)
fotoğraf
(1)
Galatasaray
(1)
hayat
(1)
Haydarpaşa
(1)
in the army now
(1)
İstanbul
(3)
iç dökme
(1)
JAL
(1)
kate winslet
(1)
kelebek
(1)
mucize
(1)
Mülkiye
(1)
Peyami
(1)
Punta
(1)
rüzgar
(1)
Selim Arhan
(1)
Tokyo
(1)
Uniform Charlie
(1)
yağmur
(2)
yeni yıl
(1)
yolculuk
(1)
Çevre Sokak
(1)
Şeyda Arıkan
(1)
şiir
(1)
BLOG ARŞİVİ
-
►
2009
(3)
- ► Temmuz 2009 (1)
-
►
2008
(15)
- ► Aralık 2008 (4)
- ► Kasım 2008 (1)
- ► Eylül 2008 (1)
-
►
2007
(41)
- ► Temmuz 2007 (7)
- ► Nisan 2007 (4)
- ► Şubat 2007 (5)
-
►
2005
(1)
- ► Kasım 2005 (1)

0 yorum:
Yorum Gönder